MIKNATIS

Bir mıknatıs gibi, insanlar birbirlerine yaralarından çekilirlerdi. Bazıları, yaralıymış gibi sana çekilirdi, tüm gizlilikler, zaaflar, yaralar öğrenilmeye çalışılırdı. Gün gelip sana karşı kullanılması için “bak seni yarandan vururum demek için…”…
Görüntüle

BİZİM MAHALLE  

Mahallenin adı ETHEM mahallesiydi. Mahallenin tam girişinde eski, uzun bir köprü vardı.  Bu köprüden giriş yapar mahalleye öyle adım atardınız. Mahallenin girişinden biraz ilerleyip, sola döndüğünüzde, tam köşedeydi evleri. İki…
Görüntüle

IŞIK AVCILARI

Davulunu almış eline, gümbür gümbür vuruyordu. Çevre ahalilerden kimisi, davulun sesinden rahatsız oluyordu, kimisi ise onu sevinçle karşılıyordu. Bazen bu tepkiler, uykusundan uyanmak istemeyenlerin tepkisi oluyordu, bazen de ışıklarını açarak…
Görüntüle

SESİNDEN GEÇERKEN

Bir ses duyduğun. Her gün yaşadığın aynı insanların sesleri, evet o sesler kulak hafızasındaydı. Her gün duyuyordun o sesi, ya bir gün, bir gün göremez ve duyamazsan, ses sana uzun…
Görüntüle

ADALETİN KILICI

Kitaplarla bütünleşmeyi severdi, içinde bulunduğu dünyadan çıkıp, başka yerlere giderdi. Gökyüzü değişir, etrafındaki kişiler değişir, yol, yön her şey ve herkes bir anda onun baktığı gibi, görmek istediği gibi olurdu.…
Görüntüle

KISAYOLLAR

“Geçecek” diye diye kendimizi ninni gibi uyuttuğumuz zamanlar. Dünya,  beşik olmuş da sallıyor gibi uyuduğumuz zamanlar. Sesten uyuyamadığımız komşuların gürültüleri gibi, beynimizin içerisinde dönüp duran sözler, tavırlar, dokunan, tam da…
Görüntüle

HZ.YUŞA

Bir evin bahçesi güllerle doluydu, mis gibi kokuyor ve öyle güzel görünüyorlardı ki, güllerin başında durmuş, kokluyor, bir yanda da kalbindeki o hüzünle ağlıyordu. Sırtı dönük olarak dururken bir denizin…
Görüntüle

UKRAYNA

Kültürünü içine çekmek için çıktığı yolda, görecekleri, kafasındaki dönüşmesini bekleyen konulara ışık olacağını hissederek heyecanlanmıştı. Dönüşü başka olacaktı. Her şeyin ama her şeyin kıymetinin bilinmesi gerekliliği çok büyük devasa şeylerde…
Görüntüle

GÜNÜ KURTARMAK

Bazı sabahlar perdenin arkasından yüze vuran ışık huzmesi, varlığın temsili gibi parlıyordu. Geceyi sevse de, gün yüzüne çıkmak, yaşama bir kere daha merhaba demek gibiydi. Güne uyanmak zor geliyordu artık,…
Görüntüle

KADINCIK ANA

Dünyanın sofrasında aç kalmış, terk eylemiş de, oturmamıştı sahte ikramların sofralarına. Rüyasında, onu bir bakırdan sofraya almışlar da, tüten bir somun ekmek, bir tabak ayran aşı ile ikram etmişler de…
Görüntüle